Soru Sormayı Başarabiliyor Muyuz?

Soru Sormayı Başarabiliyor Muyuz?

Yıllardır cevaplar üzerine çalışan bir insan olarak soruların ne anlatmak istediğini son birkaç yıla kadar anlamıyordum aslında. Aldığımız eğitimler, kültürümüz, ailelerimiz ve en çok da biz kendimizin soru sorma kapasitesini bir kenara atıyoruz bence. Klişe laflardan biri vardır; “5 şık arasından doğruyu  bulanı en iyi yerlere koyduk.” diye. İşte ben yıllarını o beş şık arasında harcamış biri olarak söyleyebilirim ki soru sormayı bilmiyoruz.

Günümüzde iş hayatında, akademik hayatta hatta ikili ilişkilerde bile soru sormanın önemini fark edebiliriz.

21.yy yetkinlikleri üzerine dinlediğim bir konuşmada da bir yetkinliğin de soru sormak olduğu söylenmişti. Ben o an ne kadar bunu kulak arkası etsem de günümüzde aslında şirketlerin işe alımda bu konuya önem verdiğini fark etmem bir mülakata girmem ile gerçekleşmişti. İş verenler artık diplomalarımızdan ziyade bakış açılarımıza bakarak karar veriyorlar işe alımlarına bence .

Soru sormak da bakış açısı göstermenin bir yolu belki de. Aynı zamanda özel hayatınızda da  doğru soruyu soramadığınız için uzayan kavgaların içinde bulmuşsunuzdur belki kendinizi. Ben doğru soruyu soramadığım için öğrenemediğim akademik bilgilerle boğuşurken doğru cevapları başka kaynaklardan bulmakla uğraşıyorum uzun zamandır.

Kendim de denediğim birkaç doğru soru sorabilme taktiğimi paylaşmak istiyorum aslında sizlerle çünkü sorduğumuz soruların hayatımızı bir adım daha öteye götürebileceğine inanıyorum.

İşte birkaç öneri;

1- Dinlemeliyiz

Her yerde neredeyse çoğu şeyin iyi gitmesi için söylenen bir bilgidir bu.

Geçenlerde izlediğim bir TedX konuşmasında da iletişim kurmanın öneminden bahsederken en önemli adımın dinlemek olduğundan bahsediyordu.

Sonrasında kendi dinlemem için kendimce incelemeler yaptığımda gerçekten çoğu noktada dinlemeyi tam başaramadığımı fark ettim.

Hayatımızı o kadar milisaniyelerde yaşıyoruz ki dinlemek bir yana kalsın çoğu çığlığı duymuyoruz bile. Bu yüzden yapılabilecek ilk şey bence dinlemeyi başarabilmek. Hepimizin dikkat süresi, bakış açısı, konuya ilgisi farklı. Burada dinlemeyi nasıl başaracağımız kişisel adımlarımıza kalmış diyebilirim o yüzden ama işin sadece göz teması kurmakla olmayacağını bilmek belki de ilk adım olmalı.

Dinleyip anladığımızda soruların ne kadar kolay  sorulduğunu fark edeceksiniz zaten.

2- Ne çok açık uçlu ne de tek kelimelik cevap verilecek sorular sormamalıyız!

Sorunun kalitesi cevabın kalitesini de etkiliyor aslında.

Bir soruda bir cevap varsa tabi ki direkt o sorulmalı ama özellikle fikir beyan edilebilecek sorular varsa mümkünse sorunun içine soruları saklamalısınız.

Örneğin kişinin yaşadığı yeri tarif ederken “ Yaşadığın yer müstakil ev mi?” diye evet hayırlı bir cevap almamak lazım ya da “ Bana yaşadığın yeri anlatır mısın?” diye ucunu çok açık da bırakmamak lazım.

Başlangıçta kendi kişisel tarzınıza göre ya genelden özele ya da özelden genele sorular sormakta fayda var.

Aynı zamanda eğer büyük bir konu üzerinde çalışıyorsanız eğer soruların birbirini izlemesi gerektiğini unutmamalısınız.

3- “5N3K” tekniğini kullanabiliriz

Eğer bir proje yazacak olursanız projeyi yazmanın en basit yollarından biridir 5N3K tekniği. Bu tekniği bu yazımda uzun uzun anlatmak istemiyorum ama belki ileri de bunun üzerine de yazabilirim isterseniz.

5N3K’nın soruları şöyle; “ ne, nerede, ne zaman, niçin, nasıl, kim için, kim tarafından ve kaç paraya.” Burada konuştuğunuz konuya göre ya da bakış açınıza göre soruları revize edebilirsiniz.

Bu sorular bir projeyi tanımlarken belki bazıları sizin de soru sormasını kolaylaştırabilir.

4- İçinde cevap içeren sorular sormamalıyız

Çoğumuz aslında fark etmeden soru sorarken önce uzunca bir anlatım yapıp cevaplar verip sonra soru soruyoruz. Burada bizleri durdurması gereken bir tuş olmalı belki de. Uzun bir anlatımdan sonra soru sormak karşımızdakinin dinlemesini de oldukça zorlaştıracak bir şey.

Bu noktada karşımızdakinin anlatımından kısa değinmelerle sorularımızı sorabiliriz. Eğer biz konuşmaya başlayacaksak da önemli kısmın soru kısmı olduğunun farkında olup kısa bir bilginin ardından soru sormalıyız.

Bu birkaç öneri benim de üzerine çalıştığım öneriler. Yapılması ne kadar kolay görünse de yaşadığımız dijital dünyada bunları uygulamak geleneksel medya dünyasına göre biraz daha zor.

Doğru soruları sormayı başarabildiğimiz, cevapların bizi tatmin ettiği konuşmalar dileğiyle.

Hoşça kalın.       


Ölmeden Önce Mutlaka Okunması Gereken Kitap Önerileri!

Soru Sormayı Başarabiliyor Muyuz? adlı makalemizi okuduğunuz için teşekkürler. Instagram hesabımızı takip ederek bize destek olabilirsiniz.