Sonsuz Birliktelik Ağacı

Sonsuz Birliktelik Ağacı biraz garip bir başlık biliyoruz. Sizlere Baukis ve Philemon‘un hikayesini anlatacağız.

Bu hikaye çok uzaklardan değil oldukça yakınlarımızdan bir yerlerden.

İzmir’in Bergama ilçesindeki bir köyde bir yanı ıhlamur, diğer yanı çınar olan mucize bir ağaç varmış.

Aynı kökten çıkan iki ağacın dalları, kollarıyla sarar gibi ötekine dolanırmış. İşte bu ağacın ve orada yaşayan iki sevgilinin, Philemon’la Baukis’in hikâyesi şöyle:

Bergama’nın bereketli topraklarında yaşayan halk her geçen gün ekinlerini çoğaltır ve daima çalışırmış. Halkın refah seviyesi yükselmiştir fakat kazanma hırsıyla yanıp tutuşan bu halk, zamanla manevi duygularını tüketmiş ve sevgi, saygı, yardımseverlik gibi olguları, kazanç için unutmaya başlamıştır.

Günün birinde, Olimpostan’un zirvesinden inip halkın arasına karışmak isteyen, Zeus ve oğlu Hermes, insan kılığına bürünüp halk arasında gizlenirler.

Zeus Bergama gibi verimli bir ovada, bir zamanlar tapınaklarını hiç boş bırakmayan, değerli armağanlar, şaraplar ve kurbanlıklarla kendisini onurlandıran bu halkın, bir süre sonra tanrılarına sunularını neden ihmal ettiğini öğrenmek ister. Bu yüzden oğlu Hermes ile beraber iki yoksul köylü kıllığına bürünmüşlerdir.

İki yoksul yabancı kılığında evlerin kapısını tek tek çalmaya başlarlar ancak; birçok kapı ya açılmaz, ya da açılır açılmaz yüzlerine kapanır. Git gide bencilleşen insanoğlunun, çıkarcılık ideolojisiyle hareket etmesi, kendilerine hiçbir faydası dokunmadığı için bu iki yoksula; ne bir tas çorba, ne bir parça ekmek, ne de bir kadeh şarap vermişler.

Kimi yatacak yerinin olmadığını söyler ve kapatır kapısını, kimi evindeki yemeğin ancak kendisine yetebileceğini söyleyip geri çevirir, Zeus ve Hermesi.

Yoksul Çift

Hiçbir kapının kendilerine açılmadığını gören Zeus ve Hermes, en sonunda orman kenarında duran ufak bir kulübeye doğru yönelirler.

Kulübe sakinleri bir yaşlı çifttir ve kapıda dilenci kılığında duran bu iki davetsiz misafiri buyur eder ve nihayet bu yıkık, dökük, yoksul kulübe sahipleri, Zeus’la Hermes’e kapılarını açmış olur. Bu evde Baukis ve Philemon adlarında yaşlı karı koca yaşıyormuş.

Dışarıda bekleyen bu misafirleri görünce, sevinerek onları içeri almışlar. Misafirlerin soğuktan titrediklerini gören çift, hemen ateşi yakar ve misafirlerinin ayaklarını sıcak su ile ovarlar.

Hemen misafirlerine ellerinde ne yemek varsa ikram ederler. Ellerini yüzlerini yıkamaları için havlu vermişler ve sofraya beraber oturmuşlar. Daha sonra Philemon sofraya şarap fıçısını getirmiş, kupalarını daldırıp misafirlerinin önüne koymuşlar. Bardakları her boşaldığında fıçıya daldırıp çıkarmışlar. Ancak sonradan fark etmişler ki, kupalar durmadan boşalıyormuş fakat şarabın bitmesi gerekirken bitmiyor, aksine doluyormuş.

Philemon’la karısı bu iki konuğun sıradan insan olmadıklarına kanaat getirmiş ve tanrı olduklarını anlamışlar. Onlara bir kusur yaptılarsa kendilerini bağışlamalarını istemişler. Zeus “Hadi beni takip edin.” demiş.

Çifti ellerinden tutarak dışarı çıkarır ve ormana doğru yol alarak ilerler. Bir süre sonra durup arkalarına bakan Baukis ve Philemon; Bergama Ovasını suların kaplamış olduğunu görürler ve sadece kendilerine ait kulübenin bulunduğu tepecikte ise göz alıcı, bembeyaz mermerden meydana gelmiş bir tapınağın giderek yükseldiğini görürler.

Yaşlı Çiftin Dileği

Zeus yaşlı çifte yeni evleri olan tapınağı gösterip ”Ey iyi ve cömert insanlar! Dileyin benden ne dilerseniz.” der. Bunca yıla kadar birbirlerine aşklarından başka bir şeyleri olmamış, bu durumdan ve hallerinden her zaman mutlu yaşamış iki yaşlı insan şöyle der;

”Tanrım, ben asla Philemon olmadan yaşayamam, onu da kendimden ayrı bırakamam.” der Baukis. Sevgiyle karısının ellerini sıkıca tutan Philemon;

”Bizim en büyük mutluluğumuz birlikte olmamız. Ne karım gömüldüğümü görsün, ne de ben onu kucağımda mezara koyma acısını yaşayayım. Senden tek dileğimiz hayatta olduğumuz günleri birlikte geçirip, birlikte ayrılmak dünyadan.” der.

Zeus bu yaşlı çiftin dileklerini kabul eder.

Sonsuz Birliktelik Ağacı

Baukis ve Philemon, kulübelerinin yerinde yükselen Zeus’un tapınağının rahip ve rahibesi olarak uzunca bir süre yaşarlar. Aradan uzun yıllar geçmiş ve bir gün karı-koca, tapınağın eşiğinde güneşlenirken birbirlerini görürler. Ayakları toprağa gömülmekte, gövdelerini kabuk sarmaktadır. Kollarını birbirlerine dolayıp son kez vedalaşırlar. Dal vermeye başlarlar.

Baukis, ıhlamura, Philemon ise uzun bir çınara dönüşür ve beş parmaklı bir el gibi olan yapraklarıyla uzanır, Baukis’in dallarına doğru. Baukis’in kalp şeklinde yaprakları, Philemon’un el şeklindeki yapraklarının üzerine çöker.

Bergama

Sonsuz Birliktelik Ağacı yazımızı okuduğunuz için teşekkürler. Görüşlerinizi yorum olarak paylaşabilirsiniz. Instagram hesabımızı takip ederek bize destek olabilirsiniz.

Soru Sormayı Başarabiliyor Muyuz?