KENDİNE HAS: Sanatçı Kişilik

Kişilik, kişiyi diğerlerinden ayıran belirgin özelliklerinin olması yani kişinin kendine has olmasıdır. Kişinin günlük yaşamında verdiği kendine özgü davranışsal tepkiler onun kişiliğini yansıtır. Bu davranış ve tutumların oluşturduğu bir örüntüdür. Kişiliğimiz hem genetik hem de çevresel faktörlerden etkilenerek oluşur. Kişiliğimizin bizi farklı ve özel kılması sonucu hem diğerlerinden ayrılır hem de onlarla ortak noktalar bulup yeni ilişkiler kurarız. Bu bağlamda kişilik sahibi olmanın bizi insan kılan ve insanı diğer canlılardan ayıran bir yanı olduğunu söyleyebiliriz. Bizi kendimiz yapan ve kimlik sahibi kılan şeydir kişilik. Her kişilik kendine özgüdür fakat herhâlde en kendine has kişiliğin sanatçı kişilik olduğunu söylersek yanılmış olmayız.
Peki sanat nedir ki sanatçı kişilik ne olsun? Duyguların, düşüncelerin pek çok farklı yolla dışa vurumu, ancak en yalın tanımı ile sanat, farklı bakmak ve farklı görmektir. Sanat eseri bir yaratıcılık  ürünüdür ve sanatçının çocuğu gibidir. Ortaya konulan ürünler sıradan nesneler değildir; estetik değer ve işlev taşıyan, anlam boyutu derin ve sıradışı eserlerdir.
Sanatı ve sanatçıyı özel kılan da bu sıradışılıktır. Diyebiliriz ki; bu sıradışı yaratıcılık ancak sıradışı bir kişiliğin ürünü olabilir. Bu, anlaşılması güç bir kişilik yapısıdır. Bazı araştırma sonuçlarına göre sanatçı kişilik, bazı ruhsal bozukluklar ile  karıştırılabilmektedir. Sanat tarihinde iz bırakan sanat dahilerinin ruhsal sorunlar ile boğuştuğu bir gerçektir. Ancak sanatçı kişiliğin kendisi bir bozukluk veya hastalık değildir. Sanatçı kişi diğerlerinin bakmadığı gibi bakıp diğerlerinin görmediğini gören ve farklı zihin yapısına sahip bir kişidir. Bu bakma ve görme eyleminin içerdiği süreçler sanatçıyı yalnızlığa itmektedir. Hem yaratma ediminin,  hem de yaratımının anlaşılamayışının sanatçıda yarattığı sancıyı doğru anlamak mühimdir. Bu doğal süreci hastalık veya bozukluk olarak yorumlamak doğru olmayacaktır. Çünkü sanatçı kişiliğin kendine has yanı gel-gitli duyguları içermekte ve sanatçı, bazen sadece yaratma sürecinin doğal bir sonucu olarak yalnızlığa, özgürlüğe ve kendini bildiğini yapmaya, sınırları-kalıpları aşmaya ihtiyaç duymaktadır. Sanatçı kişi; karmaşık, sezgisel ve hızlıca değişebilen güçlü duyguların olduğu fevri süreçler yaşamaktadır. Sanatçının yaratımını gerçekleştirebilmek için yaşadığı doğal süreçler toplum tarafından sıklıkla hastalık veya bozukluk olarak algılanmaktadır. Oysa sanatçı kişiliğin kendine has yanı tam olarak bu süreçlerden oluşmaktadır.
Sanatçı kişi, kendine özgü kişilik özellikleri ile etkileyici ve kendine hastır. Bu kişilik özelliklerine sahip kişileri genellikle ressam, yazar, mimar, modacı, fotoğrafçı, küratör, müzisyen vb meslekleri icra ederken görürüz. Ancak yaratıcılıklarını kullanarak pek çok farklı alanda da önemli başarılar elde edebilirler. Bu karmaşık kişilik yapısını, bu kişiliğe sahip kişilerin karmaşa içinde kendilerine göre kurdukları düzeni ve estetik kaygılarını anlamak kolay değildir. Fakat sanatçı kişiliğin anlaşılması, hem sanatın sağaltıcı bir yöntem olarak sanat terapisinde kullanılması hem de bu kişilikteki kişilerin çeşitli ihtiyaçlarının karşılanması açısından önemlidir.

[zombify_post]