İkarus’un Düşüşü

İkarus’un Düşüşü

Cesaretin, korkunun yokluğu değil, karşısındaki zaferi olduğunu öğrendim. Cesur adam korkmayan değil, korkusunu fethedendir. Nelson Mandela’nın bu sözü bize nasıl yenmemiz gereken ve içinde savaştığımız kendi dünyamızda istemediğimiz benliklerin korkusunu hatırlatır  bana. Atılıp tutulan naralar mı cesaretin eylemleri veya sadece susmak mı ?

 Kendi özgün doğamızda, kendi dünyamızı anlama çabamız ve bu dünya maratonunda yaptığımız yolculuk sapaklar ve bünyevi virajlarla dolu. Bunlara karşı verdiğimiz tepkiler değil sadece, onlara vereceğimiz tepkilerin kendi içimizdeki kararı bizim cesaretimizi belirler. Tıpkı İkarus gibi.

 Uçmanın vermiş olduğu huşuluk onu kendi içine düşürdü ve cesaretini ona aslında ne için yaşıyoruz sorusunun cevabını verdi. İkarus’un kendi öz benliğidir. Hikaye bir labirentin içinde babası ile birlikte balmumumdan ve tüyden yaptığı kanatlarla o labirentten kurtulurken ve eşit seviyede uçması gerekirken İkarus’un o cesaretini gösterip daha da yükselmesi ve haliyle tanrı Helios’un bunu hakaret olarak görüp balmumunu eritip İkarus’un düşürmesini konu alır.

Bu mitolojk hikaye aslında birçok şeyi özetler. Balmumu ve tüy sadece uçmak için değil bir hareket için gereklidir. Burada balmumunu insanın duyumuna, tüyleri de algısına benzetirim hep. İnsan bu ikisini gerçekleştirdiğinde aslında anlamaya ve okumaya başlar. Bir ağacı okur böylece. İşte insanın bu kendi içine düşme olayı da en büyük cesaretini gösterir. Cesarette tam olarak böyle bir şeydir. Neyden ne kadar okuduğumuz anladığımızda. Çünkü kimse kendi içine düşmesini cesaret edecek kadar bırakamaz. Aidatlık hisseder.

 Bu yüzden mutlak cesaret insanın kendi içine düşebilecek karakteri algılamasıdır. Yaşam da bununla gelir. İkarus, o yaşamda cesaretini alıp bir yolculuğa çıktı. Onun vermiş olduğu boyut onu daha da derinlere itti. Öldü olarak görürüz sonunda ama hangimiz onun kadar yaşadık ? Hangimiz onun kadar cesurduk ? Kendi tabularımızdan sıyrılıp, kendi varlığımızı bu boyuta taşıyacak kadar cesurduk.   İkarus bize bunu öğretti. Görmek ve algılamak bize kalmış tabi. Son olarak T.S Eliot’un sözü durumu özetleyecek nitelikte “yalnızca çok ileriye gitmeyi göze alanlar, ne kadar ileriye gideceklerini görürler.” Algımızla ve anlamımızla dikeceğimiz en güzel cesaret elbiselerimize


İkarus’un Düşüşü Adlı yazımızı okuduğun için teşekkür ederiz. Aşağıdaki görsele tıklayarak Instagram hesabımızı takip edebilirsin.

Sonsuz Birliktelik Ağacı

Bu yazı kutupyıldızı dergide yayınlanmıştır