Düşünceleri Yüzünden Öldürülen Filozof ve Bilim İnsanları

Tarih boyunca birçok filozof ve bilim insanı, düşünceleri ve yazdıkları yüzünden yaşadıkları toplumun büyük kesimi tarafından eleştirilere hatta işkencelere ve idama mahkum edilmiştir. Peki, bu ünlü kişilerin eleştirilmelerini sağlayan ve işkencelere maruz bırakan hatta idama kadar götüren bu düşünceler neydi? Gelin bu ünlü kişileri ve düşüncelerini birlikte inceleyelim.

Sokrates (MÖ 469 – MÖ 399)

Yunan Felsefesinin kurucularındandır. Aynı zamanda Ahlak Felsefesinin de kurucusu olarak kabul edilir. Sokrates’in düşünceleri, öğrencisi “Platon” ve Yunan gençleri üzerinde büyük hayranlık uyandırdı. Öğrencilerine, düşünmeleri ve cevaplar aramalarını öğütledi. Öğrencileri Sokrates’e o derece hayranlık duydular ki tıpkı Sokrates gibi yalın ayak yürüyor, uzun saç bırakıyor ve yıkanmıyorlardı. Bu durumun dikkat çekmesi üzerine hakkında açılan dava da : şehrin tanrılarına inanmamak, onların yerine başka tanrılar koymak ve bu şekilde gençleri zehirlemekle suçlandı. Suçlamalar sırasında, Sokrates eğer isteseydi kaldığı hücreden öğrencileri tarafından kaçırılabilir veya hakkındaki suçlamaları kabul ederek özür dileseydi tazminat ile bırakılacaktı fakat Sokrates bunları kabul etmedi ve idama mahkum edildi. Öğrencisi Platon’un Sokrates’in savunması adlı eseri vardır. Mutlaka okumanızı öneririm!

Sokrates’in bazı sözleri ise:

“Sorgulanmamış bir hayat, yaşanmaya değer değildir.””Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir.””Gerçek bilgi hiçbir şey bilmediğini bilmektir.””Kendini bulmak istiyorsan kendin için düşün.””Kimseye hiçbir şey öğretemem, sadece onların düşünmelerini sağlayabilirim.”

Pisagor (MÖ 570 – MÖ 495)

Filozof, matematikçi ve Pisagorculuk akımının kurucusudur. İlk filozof olarak adlandırılan Thales’in öğrencisidir. Thales’ in önerisi sonrası Mısır’a gitmiştir. Mısır, o dönemde matematik alanında öncü olarak görülüyordu. Yurduna döndüğünde Polykrates’in baskılarını görünce Kroton’a gitti. Kroton’da gizli olan dinsel bir topluluk kurdu. Topluluktakiler kendilerini matematikçiler olarak adlandırıyorlardı. Komşu bölgelerde yaşayan kişilerin de topluluklarına katılmalarına izin veriyorlardı. Pisagor, grubuna dahil olmak isteyenleri kolay kolay almazdı, zorlu testlerden geçirirdi, tuhaf inançları vardı. Grubuna girecek kişilerden istekleri ise : Beş yıl konuşmama, cinsel isteklere karşı koyma, et ve balık yememe, diğer insanların yürüdüğü yoldan yürümeme vs. Hatta bir gün öğrencileri ile kayıkla gezerken bir öğrencisi Pisagor teoremiyle irrasyonel sayıları ispatlayınca Pisagor, öğrencisini suda boğdu. Pisagor, düşünceleri ve grubunda verdiği hizmetler nedeni ile belirli kesimlerin tepkisini çekti ve halk da Pisagor’a karşı kışkırtıldı. Bir gün Pisagor’un evini ateşe verdiler. Pisagor’un öğrencileri bu yangında öldü ve çalışmalarının bir çoğu da bu yangında kül oldu. Pisagor ise evinin yakınında bulunan fasulye tarlasına kadar koştu, isteseydi kaçabilirdi fakat fasulyeye dokunmanın yanlış bir davranış olduğuna inandığı için kaçmayı seçmedi ve olduğu yerde bekleyerek düşmanları tarafından öldürüldü. Not: Dik üçgendeki en uzun kenara Hipotenüs denir. Bu kenara ismini Pisagor vermiştir. Hipotenüs, Pisagor’un eşinin adıdır.

Galileo Galilei ( 1564 – 1642)

Astronom, fizikçi, mühendis, filozof ve matematikçidir. İtalya’da doğdu. Tıp eğitimi aldığı sıralarda maddi yetersizlik yüzünden okulu bırakmak zorunda kaldı. Matematiğe yöneldi ve Pisa’da profesör oldu. Pisa Kulesi deneyinden sonra yaşlı profesörlerle karşı karşıya geldi ve Pisa’yı terk etti. Padova Üniversitesinde matematik kürsüsüne oturdu. Hollanda’da teleskopun icat edildiğini öğrendikten sonra daha gelişmiş olan bir teleskop üretti ve astronomi gözlemlerinde kullandı. Teleskopu astronomik amaçla kullanan ilk bilim insanıdır. Yaptığı gözlemleri “Yıldız Habercisi” adlı kitabına aktardı. Ay yüzeyi, yıldız kümeleri, Samanyolu ve Jüpiter’in dört uydusu konularını kaleme aldığı kitabı büyük yankı uyandırdı. Bu başarı, Galileo Galilei’yi Floransa saray matematikçisi yaptı. Güneşi gözlemledi ve güneş üzerinde bulunan gölgelerin leke olduğunu kanıtladı. Roma’ya giderek bilim akademisine üye oldu. Güneş lekeleri konusundaki kitabını yayınladı. Kopernik sistemini açık bir şekilde savunduğu eseri yüzünden papazların yoğun baskısına maruz kaldı. İddiasını savunmak için Roma’ya gitti. Papa V. Paul, Galileo Galilei’ den dünyanın döndüğü iddiasından vazgeçmesini istedi. Galileo’nun “İki Kainat Sistemi Üzerine Konuşmalar” adlı eseri yayınlandıktan sonra ise Roma’ya çağrıldı ve engizisyon mahkemesine çıkarıldı, kitabı yasaklandı. Galileo Galilei idam cezasına çarptırıldı, eğer ölürse bilime faydalı olamayacağını düşündü ve Galileo iddialarından vazgeçtiğini söyledi, müebbet hapse mahkum edildi. Hapsedildiğinde yetmiş yaşındaydı. Ev hapsi sırasında kör oldu ve 8 Ocak 1642 yılında hayatını kaybetti.

Giordano Bruno (1548 -1600)

Filozof, astronom ve matematikçi. Sonsuz evren teorisi ve dünyaların çokluğu teorileri ile Dünya merkezli astronomiyi reddetti. O dönemde düşünce özgürlüğü yoktu. Fikirlerinden ötürü aforoz edildi. Yaşadığı şehirlerden sınır dışı edildi. Bruno’ya Oxford Üniversitesi’nde ders verme teklifi yapıldı. “Nihayet fikirlerimi anlayacak birileri olacak” diyordu fakat Bruno’ya deli, Şeytan, kafir vb. Suçlamalar yapıldı. Bruno yaşadığı bu olaylardan sonra üniversiteden ayrıldı. Londra’da kitaplarının birkaç bölümünü bastırdı. Paris’e geçtikten sonra Venedik’e davet edildi ve burada Galileo Galilei ile tanıştı. Sunum ve konferanslar verdi, bu süre zarfında Galileo ile bilgi ve fikir alışverişini sürdürdü. Bruno, ” sonsuz sayıda güneş bulunmaktadır; yedi gezegenin bizim güneşimiz etrafında döndüğü gibi bunlar etrafında dönen gezegenleri vardır.” diyordu. O dönemde Roma Katolik Kilisesinde “engizisyon” diye bilinen bir mahkeme sistemi vardı ve farklı görüşteki kişiler sorgulandıktan sonra işkence edilirdi. Bruno, sekiz yıl boyunca zindanlarda işkencelere maruz kaldı. Fikirlerinden vazgeçmesi istendi fakat Bruno fikrinden vazgeçmedi. Bruno’nun yazdığı bütün kitaplar yakıldı ve halkın önünde diri diri yakılarak öldürüldü. Bruno’nun ölümünden on yıl sonda “Galileo” teleskopundan baktığında ilk kez Bruno’nun haklı olduğuna inandı.

Thomas More ( 1478 – 1535)

İngiliz yazar, devlet adamı ve hukukçudur. Ünlü eser “Ütopya” nın yazarı. Kadınların da tıpkı erkekler gibi eğitilmesi ve toplumda kadın ve erkeğin eşdeğerde sorumluluklar alabilmesinin mümkün olduğunu savundu. Amerigo Vespucci’nin seyahatindeki gözlemlerden çok etkilenir. Keşfedilen kara parçasında ; Özel mülkün bulunmadığı, altına önem verilmeyen, her şeyin ortak paylaşıldığı bir dünya düşler. Kral’ın hizmetine girdikten sonra şövalye unvanı verildi. Kral’ın kişisel danışmanı oldu. Kitapları yüzünden Kral ile ilişkileri kötüleşti. Kral’a bağlılık yemini etmeyi reddetti ve görevinden ayrıldı. Katolik kilisesinin İngiltere üzerindeki yaptırım gücünü kaldıran Kral’a karşı çıkması yüzünden ölüm cezasına çarptırıldı. Ölümünden dört yüz yıl sonra ise XI. Papa Pius tarafından “Aziz” ilan edildi.

Thomas More’nin “Ütopya” eserinden kısa bir alıntı:

“Ütopya cumhuriyetinde çalışma altı saat olarak belirlenmiştir. Eğer artık değer ortaya çıkarsa günlük çalışma saati kısıtlanır. Kentler büyürse yeni kentler kurulur. Yemek, kamuya ait alanlarda yenir. Evlenirken hem erkeğin hem kadının bakir olması esastır. Savaş zaferi ile övünülmez, ancak zorunluluk halinde savaşa girilir ve mümkünse paralı askerler tutulur. Kadınlar da rahip olabilir, rahipler onurlandırılır ama toplumda güç sahibi de değillerdir. “

Marcus Tullius Cicero ( MÖ 106 – MÖ 43)

Cicero, Romalı devlet adamı, hatip ve yazar. Hukuk eğitimi aldığı sıralarda edebiyat ve felsefe ile de ilgilenmeye başlamıştır. Savaşlardan nefret etmesine rağmen yine de orduya dahil oldu hatta mahkemelerde başkanlık yaptı. Publius Clodius’ un koymuş olduğu yasalardan dolayı aralarında büyük tartışma ve anlaşmazlıklar çıktı. Cicero, bu anlaşmazlık yüzünden “bir yıl” İtalya’yı terk etti. İtalya’ya geri döndüğünde ise Jül Sezar’ ın hükümranlığına asla sesini çıkarmadı ve yazılarına odaklandı. Jül Sezar öldüğünde ise gücünü arttıran Marcus Antonius’u hiç sevmiyordu. Cicero, Marcus Antonius’u sürekli eleştiriyordu. Bir süre sonra ise Cicero’yu devlet düşmanı ilan ederek idam ettiler. İdam edildikten sonra yapılanlar ise daha kötü! Hatiplik özelliği çok güçlü olan Cicero’nun günümüze kadar gelen, kaydedilen 58 konuşması bulunmaktadır. Bazı eserleri ise : Dostluk Üzerine-Cicero, Yasalar Üzerine-Cicero, Milo Savunması-Cicero.

İskenderiyeli Hypatia (MS 360 – MS 415)

İlk kadın matematikçi. Aynı zamanda filozof ve astronomdur. İskenderiyeli matematikçi ve astronom olan Theon’un kızıdır. Babasından aldığı eğitim sayesinde İskenderiye’de bir okul kurmuştur. Platon, Aristo ve Suda gibi filozofların düşünceleri üzerine dersler vermiştir. Yaşadığı toplumun önde gelenleri tarafından verdiği eğitim eleştirildi. Piskopos Cyril, “kadın sessizliği ve uysallığı öğrenmeli, kadının ne ders vermesine ve erkeğin üzerinde yetki sahibi olmasına izin vermeyeceğim” diyerek Hypatia’nın ölüm emrini vermiştir. Hypatia, Putperest olmakla suçlandı. Halkın Hypatia’dan nefret etmesi sağlandı. Hypatia, üniversite kapısında henüz kırk beş yaşında iken öldürüldü. Kurmuş olduğu Platoncu okul da kapatılmıştır. Hypatia’nın hayatının anlatıldığı: “Hypatia Agora – 2009” filmini de izlemenizi öneririm.

Michael Servetus (1511-1553)

İspanyol ilahiyatçı, hekim ve coğrafyacı. Avrupa’da kan dolaşımını doğru şekilde inceleyen ilk bilim adamı. Yazdığı: “Hristiyanlığın Özüne Dönüş” kitabı ile büyük tepki çekti. Michael Servetus, arkadaşı “Calvin” tarafından ihanete uğradı. Calvin, Servetus’un kendisine gönderdiği mektupları engizisyona teslim etti ve arkadaşı Servetus’un yakalanmasını sağladı. Servetus’un bilim ve dini sahada popüler olması, Calvin’i kıskandırdığı iddia edilmektedir. Servetus, Katolik kilisesi tarafından Lozan’da kitapları ile beraber yakılarak öldürüldü.

Antoine Lavoisier (1743 – 1794)

Paris’te doğdu. Antoine Lavoisier, yanma olayı ile ilgili deneyler ve gözlemler yaptı. “Kütle Korunumu Kanunu” nu bilime kazandırdı. Deneylerini yaptığı bir sırada Devrim Mahkemesi tarafından çağrılır. Devrim karşıtı ve vergi toplamada yolsuzluk yaptığı suçlamalarına maruz kalır. Kafası giyotinle kesilir. Lavoisier öleceğini biliyordu, cellat yanına geldiğinde ise okumakta olduğu kitabın arasına ayıraç koymuştur. İdam edilmeden önce matematikçi Lagrange’i yanına çağırır: “Kafam sepete düştüğünde gözlerime bak. Eğer iki kere göz kırparsam; insanın kafası kesildikten sonra bir süre daha beyin düşünmeye devam etmektedir” sözünden kısa süre sonra Lavoisier’in kafası kesilir ve iki kez göz kırpar. Lagrange ise “Lavoisier’in son saniyedeki ispat arayışı, bilimselliğin yüzyıllar sürecek meşalesidir.” sözünü söylemiştir.

Olympe de Gouges (1748 – 1793)

Filozof ve yazar. Kadın hakları konusunda önemli savunmalar yapmıştır. ” kadına darağacına çıkma hakkı tanınıyor; öyleyse kürsüye çıkma hakkı da olmalıdır ” sözü ünlenmesini sağlamıştır. “Evlilik, güven ve sevginin mezarıdır. Bu nedenle, evli partnerlerin mülkü ortak olmalıdır.” demiştir. Erkek ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’ne cevap olarak Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’ni yayınladı. Düşünceleri yüzünden idam edildi.